15 Kasım 2019

Adaptasyon, Doğal Seçilim ve Varyasyon

Adaptasyon

Canlıların yaşadıkları ortama uyum sağlamalarına adaptasyon adı verilir.
Adaptasyonlar yıllar içinde geliştirilen ve kalıtsal olan özelliklerdir.
Adaptasyonlar kalıtsal olduğu için kazanılan özellikler sonraki nesillere aktarılır.
Adaptasyon canlıların belirli çevre koşullarında yaşama ve üreme şansını artırır.
Kısaca Adaptasyon, canlının belirli bir çevrede hayatta kalma şansını arttıran kalıtsal özelliklerin tümüdür.
Canlılarda meydana gelen adaptasyonlar biyolojik çeşitliliğin oluşmasını sağlar.
Kutuplarda Yaşayan Canlılarda Görülen Adaptasyonlar;
Kutup ayılarının beyaz kıl rengine sahip olmaları, geniş ayak tabanlarına sahip olmaları ve vücutlarında yağ depolamaları adaptasyona örnektir.
Kutup tilkileri, beyaz kıl renğine ve ısı kaybetmemek için küçük kulak, buruna sahiptirler.
Penguenlerin ayak parmaklarının arasındaki perdeleri hızlı yürümelerini, deri altında depolanan yağ ise soğuk ortamlarda vücut sıcaklığının korunmasını sağlar.
Çölde Yaşayan Canlılarda Görülen Adaptasyonlar;
Çöl ekosisteminde bulunan canlılar, bünyelerinde su tutarak çöl ortamına adaptasyon gösterir.
Develerin kumda batmadan yürüyebilmeleri için ayak tabanlarının geniş olması, tozdan etkilenmemeleri için uzun kirpiklerinin olması, su ihtiyaçlarını karşılamak için hörgüçlerinde yağ depolamaları çöl adaptasyonua örnektir.
Çöl tilkisi, çöl çok sıcak olduğu için tilkilerin vücutları ısı kaybetmek ister bu yüzden geniş uzuvlara sahiptir.
Çölde yaşayan kaktüsler, su kaybetmek için iğne yapraklıdırlar ve su depolayan gövdeye sahiptirler.
Nemli Bölglerde Yaşayan Canlılarda Görülen Adaptasyonlar;
Nemli bölgelerde yaşayan bitkilerin terlemeyi arttırmak için geniş yapraklı olmaları.
Nilüferin terleme ile su kaybını arttırmak için yapraklarının geniş yüzeyli olması ve yapraklarında hava boşluklarının bulunması.
Ilıman iklimde yaşayan palmiyelerin terlemeyi arttırmak için geniş yapraklı olması.
Diğer Adaptasyon Örnekleri:
Bukalemunlar ve ahtapotlar kendini korumak için çevrelerine göre renk değiştirmesi,
Çekirgenin kuşlardan gizlenebilmesi için yeşil renkte olması,
Kartalların ayaklarında sivri pençeleri olması, gagalarının sivri olması,
Kurbağaların sinekleri yakalayabilmek için dilinin uzun olması, derilerinin nemli olması, ayaklarının perdeli olması
Yarasaların karanlıkta avlanmak ve yön bulabilmek için ses dalgalarını kullanması
Bitkilerde tohumun çimlenebilmesi için besin depo etmesi, tozlaşmayı sağlamak için bal özü salgılamaları, tohumlarının kalın kabukla sarılmış olması
Doğal Seçilim
Canlıların, doğadaki yaşama şartlarına adaptasyon gösterenlerin hayatta kalmasına,
gösteremeyenlerin ise yok olmasına doğal seçilim denir.
Doğal seçilim ile çevreye en iyi uyumu sağlayan ve güçlü olan canlılar hayatta kalmakta, uyum sağlayamayanlar yok olmaktadır. Canlılar arası rekabet, iklim şartları, beslenme, hastalıklar doğal seçilim nedenlerindendir.
Varyasyon
Her canlı kendi türüne göre farklı kalıtsal özelliklere sahip olmasına varyasyon denir.
Örneğin iki tilkiden soğuk bölgelerde yaşayanın kulakları kısa ve burnu küçük; sıcak bölgelerde yaşayanın ise kulakları daha uzun ve burnu daha büyüktür.
Canlıların adaptasyon özelliğine varyasyonların olumlu etkileri de vardır.


8 Kasım 2019

Destekleme Yetiştirme Kursu Aylık Rapor
Destekleme Yetiştirme Kursu Fen Bilimleri Aylık Rapor, Destekleme Yetiştirme Kursu Aylık Faaliyet Raporu, DYK Aylık Çalışma Planı, Aylık  Faliyet Raporu, Okul Kurs Evrakları
Destekleme Yetiştirme Kursu Aylık Rapor

Destekleme Yetiştirme Kursu Aylık Rapor

  1. DYK Rapor Örneği İndir
  2. Eylül DYK Raporu İndir
  3. Ekim DYK Raporu İndir
  4. Kasım DYK Raporu İndir
  5. Aralık DYK Raporu İndir
5.Sınıf, 6.Sınıf, 7.Sınıf ve 8.Sınıf Fen Bilimleri Destekleme Yetiştirme Kursu Aylık Raporları İndir.

3 Kasım 2019

Öğretmenlik Adaylık Kaldırma Sınavı Soru Dağılımı
Öğretmenlik adaylık kaldırma Sınavı (AKS) 08 Aralık 2019 Pazar Günü Saat: 14.00’ te 81 il merkezinde yazılı olarak tek oturumda yapılacaktır.

 Sınava Giriş Şartları

Sınava girecek aday öğretmenlerin (sözleşmeli/kadrolu);
a. Performans değerlendirmesi sonucunda başarılı olmak,
b. Sınav tarihinde bir yıl fiilen çalışma şartını tamamlamış olmak,
c. Sınava giriş ücretini süresi içinde yatırmış olmaknşartlarını sağlaması gerekir.
UYARI: 657 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca aylıksız izin almak suretiyle geçirilen süreler, en az bir yıllık fiili çalışma süresinden sayılmaz.

Sınav Ücreti: ADAY ÖĞRETMENLERİ (SÖZLEŞMELİ/KADROLU) AKS” adı altında 01-15 Kasım 2019 tarihleri arasında yatıracaklardır
Sınav Ücretini Buradan Yatırabilirsiniz.

Her sorunun 5 (beş) seçeneği vardır. Bu seçeneklerden sadece 1 (bir) tanesi doğru cevaptır. Çift işaretlenmiş veya iyi silinmemiş cevaplar optik okuyucular tarafından yanlış cevap olarak değerlendirilecektir.
Sınav 100 (yüz) tam puan üzerinden değerlendirilir. Başarı puanı 60 (altmış) tam puan ve üzerinde olan aday öğretmenler (sözleşmeli/kadrolu) başarılı sayılırlar.
Yanlış cevaplar doğru cevapları etkilemeyecektir.

 Adaylık Kaldırma Sınavı Soru Dağılımı

Sınavda çıkacak sorulara ilişkin konu başlıkları ve soru dağılımları aşağıda yer almaktadır;
A. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun (%15)
1. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ( kısım 8 ve 9 hariç ) (12 Soru)
2. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun (3 Soru)
B. Bakanlık teşkilatı, görevleri ve mevzuatı (%30)
1. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu (3 Soru)
2. 1 No’ lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde MEB’e ilişkin hükümler (3 Soru)
3. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu (3 Soru)
4. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu (3 Soru)
5. 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun (1 Soru)
6. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu (1 Soru)
7. Görevin gerektirdiği diğer mevzuat
a) Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği (3 Soru)
b) Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği (3 Soru)
c) Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği (3 Soru)
ç) Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği (3 Soru)
d) Millî Eğitim Bakanlığı Destekleme ve Yetiştirme Kursları Yönergesi (1 Soru)
e) Aday Öğretmen Yetiştirme Süreci (3 Soru)
C. Öğretmenlik uygulamaları (%50)
1. Eğitim öğretimin planlanması (10 Soru)
2. Öğrenme ortamları (10 Soru)
3. Sınıf yönetimi (10 Soru)
4. Öğretim yöntem ve teknikleri (10 Soru)
5. Ölçme ve değerlendirme (10 Soru)
Ç. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük (%5) (5 Soru)

27 Ekim 2019

Hayvanlar

Hayvanlar

Hayvanlar derin okyanus diplerinden, yüksek dağların zirvesine kadar birçok alanda yaşayabilir.
Hayvanların beslenme şekilleri, yaşadıkları yerler ve vücut yapıları farklılık gösterebilir.
Yaşam alanlarına göre; Hayvanların bir kısmı suda, bir kısmı karada, bir kısmı da hem suda hem de karada yaşar.
Kendi besinlerini üretemez dışarıdan hazır olarak alır.
Beslenme şekillerine göre;Hayvanların Bazıları otla, bazıları etle, bazıları ise hem et hem de otla beslenir.
Hayvanlar, aktif hareket etme yeteneğine sahip canlılardır.
Hayvanlar vücutlarında iskelet ve omurganın bulunup bulunmamasına göre hayvanları omurgalılar ve omurgasızlar olarak ikiye ayırabiliriz.

Omurgasız Hayvanlar

Vücutlarında kemikten ya da kıkırdaktan yapılı bir iç iskeletleri yoktur.
Bazılarının vücutlarının dışında kabuk gibi sert destek saglayan yapıları vardır.
Omurgasız hayvanlar genellikle yumurta ile çogalırlar
Omurgasız hayvanlara; örümcek, böcek, denizyıldızı, ıstakoz, sinek, karınca, midye, kelebek,salyangoz, solucan, sünger gibi canlıları örnek verebiliriz

Omurgalı Hayvanlar

Omurgalı hayvanların kıkırdak ve kemikten oluşan iskeletleri ve omurga denen yapıları vardır.
Omurgalı hayvanlar; balıklar, kurbagalar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler olarak beş grupta incelenir.
Balıklar, kurbağalar, sürüngenler ve kuşlar yumurtlayarak çoğalırlar.
Memeliler hayvanlar doğurarak çoğalır.
1) Balılar:
Bazıları tatlı, bazıları ise tuzlu suda yaşar.
Vücutları pullarla kaplıdır.
Balıklar yumurta ile çoğalır.
Solungaç solunumu yapar.
Balıklarda yavru bakımı görülmez.
Turna balığı, köpek balığı, palyaço balığı, hamsi balığı, sazan balığı, levrek balığı balık çeşitlerine örnektir
2) Kurbağalar
Kurbağalar hem karada hem de suda yaşayabilir.
Yumurta ile çoğalır.
Hem deri hem de akciğer solunumu yapar.
Kurbağalarda yavru bakımı yoktur.
Derileri nemli ve kaygandır.
Kuyruklu kurbağa, su kurbağası ve kara kurbağası kurbağa çeşitlerindendir.
3) Sürüngenler
Sürüngenlerin vücutları genellikle pullarla örtülüdür.
Yumurta ile çoğalırlar.
Akciğer solunumu yaparlar.
Sürünerek hareket ederler.
Sürüngenlerde yavru bakımı görülmez.
Yılan, bukalemun, kertenkele, timsah, iguana ve kaplumbağa sürüngenlere örnektir
4) Kuşlar
Vücutları tüylerle kaplı olan kuşlar kanatlıdır.
Kuşlar yumurta ile çoğalır. Kuluçkaya yatar.
Akciğer solunumu yapar.
Kuşlarda yavru bakımı görülür.
Serçe, tavuk, baykuş, deve kuşu, şahin, kartal ve papağan kuşlara örnektir.
5) Memeliler
Genellikle vücutları kıllarla kaplıdır.
Yavrularını doğurarak dünyaya getirir ve sütle besler.
Memelilerde yavru bakımı görülür.
Balina, yunus, fok balığı suda yaş ayan, yarasa ise uçabilen memeli hayvandır.
Yarasa, yunus, kanguru, ornitorenk, ayı, tavşan, fare, kirpi, köpek ve insan memeli canlılara örnektir.

26 Ekim 2019

Bitkiler

Bitkiler

Bitkiler; karada ve suda yaşayabilir.
Bitkiler, güneş ışığını kullanarak besin ve oksijen üretirler.
Bitkiler ,diğer canlılar için gerekli olan besin ve oksijenin kaynağıdır.
Bitkiler, karbondioksiti kullanarak havayı temizlerler.
Bitkiler çiçekli ve çiçeksiz olarak iki gruba ayrılırlar.


Çiçeksiz Bitkiler

Genellikle nemli yerlerde ya da ağaç gövdelerinde yaşarlar.
Çiçeksiz bitkilerin çiçekleri ve tohumları yoktur.
Kök, gövde ve yaprak gibi yapıları gelişmemiştir.
Atkuyrugu, kibritotu, ciğer otu, su yosunu, kara yosunu ve egrelti otu çiçeksiz bitkilere örnek olarak verilebilir.

Çiçekli Bitkiler

Çiçeksiz bitkilere göre gelişmiş yapılara sahiptirler.
Çiçekli bitkilerin, Çiçek ve tohumları vardır.
Genellikle tohum etrafını meyve denen yapılarla kaplarlar.
Çiçekli bitkilerin çiçek, kök, gövde ve yaprak gibi kısımları vardır.

Kök; bitkinin toprağa tutunmasını, ayrıca suyun ve su içerisindeki minerallerin iletimini sağlar.
Gövde; yaprağı, çiçeği, meyveyi taşır ve bitkinin dik durmasını sağlar. Ayrıca kök ile yapraklar
arasında madde iletimini sağlar.
Yaprak; genellikle yeşil renktedir. Besin üretimi, solunum ve terlemede görev alır.
Çiçek; bitkinin üreme organıdır. Meyve ve tohum oluşumunu sağlayan yapıdır.

Çam, ladin, köknar, ardıç, leylak, elma, buğday, lale, fasulye, nohut, orkide, Elma, limon ağacı, sümbül, menekşe, bezelye ve mısır bitkileri çiçekli bitkilere örnektir.


Mantarlar

Mantarlar

Ormanlarda, ağaç gövdelerinde, ağaç kütüklerinde, çürümüş yaprakların arasında ve bahçelerde görünüş açısından bitkilere benzeyen ve besinlerini dışarıdan alması ise hayvanlara benzeyen canlılara mantar denir.
Mantarların Özellikleri;
Mantarlar ılık, karanlık, nemli ve besin bakımından zengin ortamlarda yaşar.
Mantarlar toprakta, suda, havada, besinlerde, atıklarda ve canlıların üzerinde yaşayabilir.
Mantarlargenellikler bitkilere benzetilir ama Mantarlar bitki değildir.
Bitkiler gibi yaprakları ve çiçekleri yoktur.
Mantarlar kendi besinlerini üretemezler ve besinlerini dışarıdan alırlar.
Mantarlar; şapkalı mantarlar, küf mantarları, maya mantarları ve parazit mantarlar olarak dört grupta incelenir.
Şapkalı Mantarlar
Ormanlarda, ağaç gövdelerinde, ağaç kütüklerinde, çürümüş yaprakların arasında ve bahçelerde  Şapkalı mantarları rahatlıkla görebilirsiniz.
Şapkalı mantarların vitamin ve protein bakımından besin değeri yüksektir
Şapkalı mantarların bazı türleri insanlar tarafın besin olarak tüketilir.
Yenilebilen mantarlar günümüzde özel olarak kültür mantarı olarak üretilmektedir.
Doğada bulunan bazı türleri zehirlidir. Bilinçsizce yenmeleri sonucu ölümcül zehirlenmelere yol açar.

Küf mantarları
Meyve, sebze, peynir, ekmek gibi çeşitli besinlerin üzerinde yaşar.
Besinlerin çürümesine neden olurlar.
Örnek: ekmeğin küflenmesi, elma, armut gibi meyvelerin çürümesine küf mantarları neden olur.
Küf mantarları mikroskopla görülen mantar türleridir.
Zehirlenemelere neden olurlar.
Bazı küf mantarları penisilin gibi antibiyotik ilaçların üretiminde de kullanılır.

Maya Mantarları
Maya mantarları besin, nem ve uygun sıcaklıkta hızla çoğalır.
Mikroskop yardımı ile görülebilirler.
Maya mantarları hamurun mayalanmasında ve sütten peynir yapılmasını sağlarlar.
Elma ve üzüm suyundan sirke oluşumunu sağlarlar.

Parazit mantarlar
Parazit mantarlar insan, hayvan ve bitkilerin üzerinde yaşayarak onlardan faydalanır.
Canlılarda çeşitli bulaşıcı hastalıklara neden olurlar.
Pamukçuk, ayak mantarı ve saçkıran gibi hastalıklarına neden olurlar.

Mikroskobik Canlılar

Mikroskobik Canlılar

Çevremizde çıplak gözle göremediğimiz çok sayıda canlı yaşar. Çok küçük olan bu canlıları
ancak mikroskop yardımı ile görebiliriz. Mikroskop, iki mercek yardımıyla küçük nesneyi büyük gösteren alete denir.
Gözle görülemeyip mikroskopla görülebilen canlılara mikroskobik canlılar denir.
Mikroskobik canlılara, Bakteri , Amip, Öglena ve Paramesyum örnek olarak verilebilir.
Mikroskobik Canlılar
Mikroskobik Canlıların Özellikleri;
Gözle görülemeyecek kadar küçüktürler.
Mikroskop yardımı ile görülebilirler.
Diğer canlılarla aynı ortak özelliklere sahiptir.
Uygun koşullarda çok hızlı çogalırlar.
Besinlerin çürümesine ve bozulmasına neden olurlar.
Hareket eder, ürer, beslenir ve büyür, Solunum ve boşaltım yapar.
Havada, suda, toprakta ve canlıların vücutlarında yaşayabilir.
Mikroskobik canlıların bazıları yararlı, bazıları ise zararlıdır.

Zararlı mikroskobik canlılar hastalık yapar bunlara mikrop denir. Örnek:Verem, kolera, grip, zatürre, sıtma ve dişlerin çürümesi mikropların yol açtığı hastalıklardır.
Bazıları bitki ve hayvanların vücutlarında parazit olarak yaşarlar.

Yararlı mikroskobik canlılar günlük yaşamda yediğimiz birçok besinin oluşmasını saglarlar.
Örnek; Yoğurt, peynir, sirke, turşu gibi besinler yararlı mikroskobik canlılar kullanılarak üretilen besinlere örnektir.
Bazı bakteriler, bitkinin havadaki azottan faydalanmasını sağlar.
Bazı bakteri türleri de vitamin ve antibiyotiklerin üretiminde kullanılır.

Not: Mikroskobik canlılar yaşamın devamlılığı için çok önemlidir. 
Örneğin bu canlıların bir kısmı; ölü bitki ve hayvanları, yiyecek atıklarını çürüterek bunların toprağa karışmasını sağlar. 

Dikkat: Mikroskobik canlıların vücudunuza girmesini, Ellerinizi de bol su ve sabunla yıkayarak temizleyerek engelleyebiliriz.
Canlıların Sınıflandırılması

Canlıların Sınıflandırılması

Geçmişte bilim insanları, canlıları hayvanlar ve bitkiler olmak üzere iki grupta incelemişlerdir. 
Bu incelemede bitkileri otlar, çalılar ve ağaçlar; hayvanları ise karada, suda ve havada yaşayanlar olarak sınıflandırmışlardı.
Bilim insanları bu kadar fazla canlıyı daha kolay inceleyebilmek için canlıları, canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre gruplar altında toplamışlardır.
Canlıları, benzerlik ve farklılıklarına göre gruplara ayırmaya sınıflandırma denir.
Gruplandırmayı yaparken canlıların yaşam alanı, hareket, beslenme, üreme gibi özelliklerinin benzerlik ve farklılıklarından yararlandılar.
Canlıları Sınıflandırmanın Faydaları;
Sınıflandırma canlıların incelenmesinde kolaylık sağlamaktadır.
Sınıflandırma sayesinde canlılar hakkında daha ayrıntılı bilgi elde edilir.
Canlılar arasındaki akrabalık ilişkileri ortaya çıkar.
Canlıların Sınıflandırılması
Canlılar; Mikroskobik Canlılar, Mantarlar, Bitkiler ve Hayanlar olmak üzere dört grup altında incelenir.
Mikroskobik Canlılar; Bakteri , Amip, Öglena ve Paramesyum örnek olarak verilebilir.
Mantarlar: Şapkalı mantarlar, Parazit mantarlar, Maya Mantarları ve Küf Mantarları olarak gruplara ayrılır.
Bitkiler: Çiçeksiz bitkiler ve Çiçekli bitkiler olarak iki grupta incelenir.
Hayvanlar: Balılar, Kurbagalar, Sürüngenler, Kuşlar ve Memliler olarak beş gruba ayrılır.

24 Ekim 2019

DNA ve Genetik Kod
Hücrenin temel kısımları hücre zarı sitoplazma ve çekirdektir. Hücrenin yönetim merkezi çekirdektir. Hücre çekirdeği hücredeki yaşamsal olayları yönetirken kalıtsal bilgileri de taşır. Hücre çekirdeğinde DNA bulunur.
DNA(Deoksiribo Nükleik Asit): hücrenin yönetici molekülüdür ve yaşamsal faaliyetleri (solunum, beslenme, üreme) yönetir. DNA, canlıya özgü tüm kalıtsal özelliklerinin şifrelendiği ve bu özelliklerin taşındığı bölümdür.
Kromozom: DNA, hücre bölünmesi sırasında kısalıp kalınlaşır ve etrafı özel bir protein kılıfla kaplanır Kromozom adı verilen yapıları oluşturur. Kromozom sayısı canlı türlerinde farklılık gösterebilir ancak aynı türe ait canlılar arasında kromozom sayısı değişmez. Örneğin insanda 46, moli balığında 46, ayçiçeğinde 34, köpekte 78, eğrelti otunda 500 kromozom vardır.
Not: canlıların kromozom sayıları ile gelişmişlik dereceleri arasında bir orantı yoktur.
Gen: Canlıya özgü tüm kalıtsal özellikler şifrenlendiği birimlere gen denir. Kısaca DNA üzerinde, genetik bilgilerin taşındığı anlamlı birimlere denir.
Nükleotid: DNA’nın en küçük yapı taşıdır. DNA, nükleotid adı verilen küçük birimlerden oluşur.
Nükleotidler çeşitli sayı, sıra veya dizilimi ile canlıya özgü genlerin oluşumunu sağlarlar.
Nükleotidlerin yapısında şeker, fosfat ve azotlu organik baz vardır.
Nükleotidler, içerdikleri bu azotlu organik bazların isimlerine göre adlandırılır.
DNA’nın yapısında dört farklı nükleotid bulunmaktadır. Bunlar; Adenin nükleotidi, Timin nükleotidi, Guanin nükleotidi ve Sitozin nükleotididir.
Nükleotidler bir araya gelerek genleri, genler bir araya gelerek DNA’yı oluşturur. DNA ise kromozom içinde yer alır. 

DNA’nın Yapısı

DNA’nın Yapısı

DNA çift zincirden oluşur, bu zincirler sarmal yapıdadır.
DNA’nın karşılıklı zincirleri üzerinde nükleotidler dizili durumdadır.
DNA’yı oluşturan nükleotidler, belirli bir düzene göre karşılıklı olarak bulunmaktadır.
Her nükleotidin karşısındaki zincirde ona uyumlu bir nükleotid bulunur.
DNA’da adenin nükleotidinin karşısına her zaman timin nükleotidi gelir.
DNA’da sitozin nükleotidinin karşısına her zaman guanin nükleotidi gelir.
Karşılıklı iki nükleotidin yan yana gelmesiyle zincirler arasında bağ kurulur.
Nükleotidlerin DNA’lar üzerindeki sayı, sıra veya dizilimi canlıdan canlıya farklılık gösterir.
Not: Nükleotidlerin dizilimindeki benzerlikler canlıların akraba olma olasılığını gösterir.

DNA’nın Kendini Eşlemesi

DNA, hücrenin yönetim ve kontrol merkezi olduğu ve genleri taşıdığı için her hücrede bulunmak zorundadır. Hücre Bölünmesi öncesinde hücre içerisindeki DNA’ların kendini sağlıklı bir şekilde eşlemesi sonucu, aynı genetik yapıda iki yeni DNA oluşur.

 1.DNA’nın karşılıklı iplikte bulunan nükleotidler birbirinden ayrılır. DNA açılarak iki iplik hâline gelir.
2.Her bir ipliğin karşısına sitoplazmada serbest hâlde dolaşan uygun nükleotidler sırayla yerleşir (Adenin nükleotidinin karşısına timin, sitozin nükleotidinin karşısına guanin nükleotidi yerleşir.)
3.Nükleotid dizilimi aynı olan iki yeni DNA molekülüoluşur.